İnsan Genom Projesi “tüm çağların en özel günü” ifadesi ile 26 Haziran 2000 tarihinde ABD Başkanı Bill Clinton, İngiltere Başbakanı Tony Blair ve özel şirketleri temsilen Celera Genomics yetkilileri, projenin ilk ayağını tamamladıklarını dünyaya ilan ettiler. Proje sonuçları 2001 yılında açıklanmış olsa da eksikler ancak 2003 yılında bitirilebildi. Geçen süre içinde yeni bilgiler ortaya çıktıkça insan genomu sürekli güncellendi, son olarak insan genomunun 36.2 inci kurumu ve sürümü NCBI tarafından yapıldı.
Teknik nedenlerle dizisi belirlenemeyen 302 boşluk bulunan bu son sürümün gen kodlayan bölgelerin yaklaşık %99’unu kapsadığına inanılıyor.
Bu proje sayesinde ilaç ve kimya sanayii uzmanlarına, Alzheimer’den vereme, kalp hastalıklarından astıma kadar her türlü hastalığı tedavi olanağı sağlayacak.
Proje sayesinde tıp biliminin ciddi biçimde değişikliğe uğrayacağı, ayrıca uluslararası iş dünyasının bundan önemli kazanç sağlayacağı belirtiliyor.
Proje, kanserden depresyona ve hatta yaşlılığa kadar tüm hastalıkların teşhis ve tedavisinde devrim yaratacak.
Projenin sunacağı yenilikler, etik tartışmaları da beraberinde getirdi. Çünkü bu projenin, öjenik çalışmaların önünü açacağı ve bu amaç doğrultusunda yapılacak deneysel girişimlere de hız kazandıracağı belirtiliyor.
Projeye karşı çıkanlar bu projenin, doğanın doğal düzenini tehlikeye atacağını ve insanın, istihdamdan sigortaya kadar günlük yaşamın her alanında “genetik ayrımcılığa” yol açacağını ileri sürmekte.
Muhalifler özellikle öjenizm faktörünün altını çizerken, bu projeyle insanların, diğer canlı türlerinin genleriyle beraber yapılacak deneysel çalışmaların sınırlarını büyük ölçüde genişleteceğini, bu yüzden de sonu belirsiz bir biyolojik ve ekolojik felakete götüreceğini öne sürüyorlar.
İnsan Genom Projesi kapsamında etik, yasal ve sosyal konular için ayrılan bütçe toplam bütçenin yüzde beşini (yaklaşık 60 milyon $) kapsamaktaydı.
Bu konuya önem verilmesindeki neden genetik bilgiye dayanarak yapılabilecek olası ayrımcılık ve istismarın genetik araştırmaların boyutu geliştikçe ve genetik testlerin maliyeti düştükçe daha da artacağı kaygısıdır.
ELSI’de süregelen birçok proje ELSI’nin muhtemel etkilerini kapsarken bazıları literatür, konferanslar, seminerler ve basın aracılığıyla eğitimi amaçlar. Bu kapsamda hedef kitle olan doktorlar, eğitimciler, öğrenciler, din adamları ve hukukçular için çeşitli eğitici materyaller de sağlanmaktadır.
Bütün bu çabalar İnsan Genom Projesi’nin insanlara ve uzmanlara en uygun şekilde aktarılması ve uygulama alanlarında hataların en aza indirilmesi ya da engellenmesi içindir.
4 Eylül 2007'de, Craig Venter kendi DNA dizisinin tümünü yayınlamıştır. Bu, bir insanın 6 milyar harflik genomunun yayınlandığı ilk seferdir.
Destek alanı
-
7/12/2009 · Kategori: Genel Saglik
- Polonyum - 210 (kanserojen),
- Radon (radyosyon),
- Metanol (füzeyakıtı),
- Toluen (tiner),
- Kadmiyum (akü metali),
- Bütan (tüpgaz),
- DDT (böcek öldürücü),
- Hidrojen Siyanür (gaz odaları zehiri),
- Aseton (oje sökücü),
- Naftalin (güve kovucu),
- Hidrojen Siyanür (gaz odaları zehiri),
- Arsenik (fare zehiri),
- Amonyak (tuvalet temizleyicisi) ,
- Karbon (eksoz Monoksit gazı),
- Nikotin
ve 3.885 toksik madde.
Sigaranın gençler üzerinde kısa vadede yaptığı etkiler, genellikle solunum yollarında yoğunlaşmaktadır. Ergenlik çağındaki sigara bağımlılarında ortaya çıkan nefes darlığı önemli bir problemdir.
Ayrıca, sigara diğer uyuşturuculara bir basamak
olmaktadır. Sigara kullanan gençlerin büyük bir kısmı içki de içmeye
başlamaktadırlar. Sigara içmeyen gençlere göre sekiz kat daha fazla
uyuşturucu kullanma riski taşımaktadırlar. Sigara içen gençlerde
davranış bozukluğu da görülmektedir, bunlar; kavgacılık, belli bir
çeteye girme yada dikkatsiz ve tedbirsiz cinsel ilişkiler olarak ortaya
çıkmaktadır. Sigaraya alışan gençler, başka bir uyuşturucu kullanmasa
bile, sigara bağımlısı yetişkinler haline gelmekte ve sağlıklarını
tehdit eden kimyasal maddelere bir ömür boyu maruz kalmaktadırlar.
Sigara içen kişilerin akciğerleri görevlerini tam
olarak yapamazlar. Sigaraya ne kadar erken başlanırsa, akciğerler o
kadar çabuk fonksiyon kaybına uğrayacaktır, akciğer kanseri riski de
aynı oranda artacaktır. Kişi sigara içmeye ne kadar devam ederse,
kansere yakalanma riski o kadar artar.
Yetişkinlerde sigara kullanımı, kalp hastalıklarına ve felce yol açmaktadır ama bu durum gençlerde zaman zaman görülmektedir.
Sigara enerjisinin ve sağlığının zirvesinde olan bir genç insanın fiziksel kondisyonunu giderek düşürecektir. Spor yapan bir genç, nefes nefese kalıp, giderek hareketsizleşecektir.
Pasif içicilik ve Aktif Zarar Görme
Sigara dumanının zararları saymakla bitmez ve sadece sigara içenler için değil içmeyenler için de çok zararlıdır. Sigara, puro ya da pipo içen bir kişinin yanında duran kişi hem yanan tütününün hem de sigara içen kişinin dışarı verdiği dumanı solur ve oldukça büyük bir zarar görür.
Her yıl binlerce pasif içici, sigara dumanın verdiği zararlardan dolayı hastalanarak, hayatını kaybetmektedir.
Zehirli Duman
Pasif içiciler, sigara içen kişilerin yanında durarak 3.700 çeşit kimyasal gazdan zarar görmektedirler. Bunların büyük bir kısmı zehirlidir, geriye kalan kısmı da kanserojen benzopyrene ve formaldehyde gazlarıdır.
Sigara dumanına ne kadar çok maruz kalırsanız, kalp krizi geçirme ve akciğer kanseri olma riskiniz o oranda artar.
Risk Altındaki Bebekler ve Çocuklar
Ne yazık ki, çocuklar için risk çok daha ciddidir. Çünkü, akciğerleri henüz gelişmektedir ve onlar yetişkinlerden daha fazla ve hızlı nefes alıp veririler. Sigara dumanına maruz bırakılarak, pasif içici durumuna düşürülen çocuklarda, kulak ve boğaz enfeksiyonları, bronşit ve zatürree sıklıkla görülen hastalıklardır.
ABD’deki California Üniversitesi’nde görevli bilim adamı Manuela Martins-Green ve ekibi, sigara dumanına maruz kalan hücrelerin yaralanan bölgelere doğru gitmekte zorlandığını ifade ederek, yaraların iyileşmesine yardım eden fibroblast hücrelerin duman nedeniyle yapışkan hale geldiğini ve hareket etmekte zorluk çektiğini kaydetti.
Fareler üzerinde bir dizi araştırma yaptıklarını ifade eden bilim adamları, deney için kullanılan fareleri iki gruba ayırdıklarını ve birinci gruptakileri 6 ay süreyle sigara dumanına maruz bıraktıklarını bildirdi. Farelerde 5 milimetre çapında yaralar açan bilim adamları, sigarasız ortamda yaşayan farelerin yaralarının 7 gün sonra yüzde 95 oranında kapandığını, pasif sigara içen farelerin yaralarının aynı süre içinde sadece yüzde 85 oranında kapandığını saptadılar.
Bunlar kanserojen maddelerdir ve en tehlikelileri arsenik, benzin, kadmiyum, hidrojen siyanid, toluene, amonyak ve propilen glikoldur. Örneğin; siyanid kesinlikle öldürücü bir zehirdir. Genel olarak bilinen maddelerden bir kaçı;
Hepatitin daha çok görüldüğü meslek grupları var mıdır?
Evet. Viral hepatitli hastanın kanıyla uğraşan kişilerde bu tehlike yüksektir. Bunların başında tıp ve sağlık personeli gelir. Hastadan kan alan, şırınga ya da hastanın vücut salgılarına dokunan hekim, diş hekimi, hemşire ve öbür sağlık görevlileri; hasta kanında kimyasal incelemeler yapan laboratuvar teknisyenleri, hastanın çamaşırlarını yıkayan çamaşırhane görevlileri için tehlike söz konusudur.
« Önceki Yazılar :|: